|
925
yılının Ocak ayında Gelibolu’nun Karainebey köyünde doğdu. Ilkokulu
Çanakkale’de, ortaokulu Istanbul’da bitirdi. Istanbul Erkek
Lisesi’nde 2 yıl okudu. 1944’te Ankara’ya taşındı. Memur olarak
çalışmaya başladı. Kars, Ankara ve Istanbul arasında dolaştı.
Istanbul’da işportacılık yaptı. 5 Aralık 1951’de TKP davasından
tutuklandı. 1953 sonunda cezaevinden çıktı. Bir çok şirkette çalıştı.
1969’da Yeryüzü Kitapevi’ni açtı. 1984’te kitapevini kapatıp
kendisini bütünüyle şiirlerine verdi.
|
DUR DUR
Gecem erken dur dur
Gözlerine bakmazsam uzun bakmazsam
Gecem erken inecek bitecek tükenecek gibi de değil
Dur bi sokak daha aydınlık edineyim
Gecem erken
Yağmuru güneşleri haziranı yürüsek
Diyelim saat 24 aşk dinler mi cumartesiyi geçmişiz dinler mi
Akşamları alsak samanyolunu alsak Aksaray'a götürsek bıraksak
Bir dalı kırdık diyelim şiirden başka nereye konur
Gecem erken inecek dur dur
Hangi gökyüzü ister yasak edilsin bakılmak bakılmak
Dur bir sokak daha aydınlık edineyim
Gecem erken, bitecek tükenecek gibi de değil
Istersen sonu yok diyelim istersen ırak ırak
Gecem erken inecek
GITME KAL
Nice nice acıları aklına getir
Bunca yoksulluğu aklına getir
Gözyaşlarını aklına getir
"Gitme kal" var yok dinlemez bir çocuk isteğidir
Gitme aklına getir
Kıraç mı kıraç toprakların üstüne
Güneşler açar yağmurlar kesilince
Çırılçıplak kayada yeşerir incir ağacı
Dağların kuytusunda bir uslu çiçek Dağıtır mavisini kendi kendine
Gitme beraberlik içinde
Nasıl sevinirdik aklına getir
Her şeyi her şeyi aklına getir
Gece yarılarını aklına getir
Söylediklerimi aklına getir
Sinsi yağmurlar yağıyordu
Soğuktu
Yaktığımız ateşi aklına getir
Nerelerden geçiyorsun aklına getir
Gitme dünyamızın her yerinde
Yorgun eller gülleri derleyince
Ellerin sevincini aklına getir
Güllerin sevincini aklına getir
Ne çok severdik seni aklına getir
KUYTUDA
Işığın benim için yanmıyor geceleri
Benim sesimle uyanmıyorsun uykularından
Doğan günle canlanan sevincin
benim için değil
Yenilenen güzelliğin
dinlenen elin
Benim sevdam koduğun gibi
kuytuda saklı durur
Suçlu.
sen suçladın
Elden günden utanır Kulağı ayak sesinde
senin ayak sesinde
SAAT SEKIZI GEÇ VURDU
Kime ne desem
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum
Düşünmeden biliyorum deniz ılıdı
Dökülen çelik katı
Yürüyenler yanyana
Yüzümü güneşte dinlendirsem Dağın dağ olduğunu bilsem, ovanın ova, ağacın ağaç
Kurtulurdum
Çok köprülü sular gibi git git bitmedi
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum
Saat sekizi geç vurdu
Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna
Düşünmeden biliyordum
AYNANIN ÖNÜNDE
Altmış beş yıl
- Bir ömür bu bir uzun -
Yoksa önce mi biraz
Yazdı kuşkusuz ilkyaz
Saksılara uzak duran gelinciklerden
Anneme götürdüğüm o demet
Bir küçük bulut parçası alev alev
Yeşil yapraklar içinde kızıl
Isyan bayrağım oldu zamanla
Aynanın önünde
Solgun sarı
Mor çiçekli
Kale işi
Küçük vazomuzun içinde
Nasıl da durdu bunca yıl
Ne ben
Ne de ah benim güzel annem
Elimiz değip de bir yol
Suyunu yenilemedik
Aynanın önünde
Bakın duruyor işte
Duruyor o ilk günlerdeki gibi
Görüyorum salınıyor ara sıra
Bir o yana bir bu yana
Eski uzak günlerimizde kimi zaman
Kimi zaman bu günlerimizde
Aynanın önünde
Ayaklanan bir şarkı duyulur bazen
Bir devrim şarkısı Marseyez gibi
Yıldız kayar ay seslenir bir gemi geçer
Çiçekler de seslenir derinden
Derinden çok derinden
Kederi çevrensiz sessizliğimizden
Nohut oda bakla sofa evimiz
Bir yıkıntıdır çoktan
Nasıldı o eski deyim Işte öyle "yer ile yeksan"
Denizden kopup gelen sert poyraz Istenmeyen bir konuktu
Kapımızda penceremizde
O günler nerede nerede nerede
Dalıp dalıp gidiyorum
Zaman zaman
Her şey bıraktığım gibi uzaktan
Bu uzun yaşam boyu hep böyle
Eksiği yok orada hiçbir şeyin Işte her şey yerli yerinde
Kapımızda penceremizde
Aynanın önünde
Durup dururken
Ve de birden
Pusula bekleyen yıldız karayelde
Ayaklanan şarkı savruluyor
Savruluyor kızıl gelincikler
Kırlangıçlar martılarla birlikte
Bulutsuz Gelibolu göklerinde
Alev alev o bulut
Göndersiz bir bayrak savruluyor
Hoyrat ses duyuluyor kargaşa bitmez
- Unut unut unut
Çok yaz
Ilkyazlarda
Yabanıl gülleri beyaz
Uzun ovamızda bizim
Bol yapraklı Ece ovamızda
Ya da Marmara'yı
Akıntılı Boğaz'ı öpen Dışdeniz'e
"Nam-ı diğer" Saros körfezine hasret
Ekininden geçilmez kırlarımızda
Içerimde o çevrensiz keder
Önlerine çıkıyorum sessiz soluksuz
Güneşte bir yağmur
Bir sağnak gibi birden
Yeniden sonra yeniden
Bir yerlerde isyan bayrakları yükselir
Bir devrimin şarkısı ayaklanırken
Kıpkızıl gelincikler derliyorum
Evimizin güzelim vazosunu
Bir gün bile çiçeksiz bırakmıyorum
Aynanın önünde
Annem benim
Nasıl inanırım ben buna nasıl
Yoksa nasıl dayanırdım onca yıl
Kız kardeşim
Biricik kızım
Sevdalım
O hep üşüyen
O hep yoksul
Otuz yedisine bile gelmeden
Ah o yiten yiten yiten
Gülümsüyor işte ben görüyorum
Gülümsüyor bilinmedik bir yerden
Ötelerden çok ötelerden
Uzaklardan çok
Aynanın içinden
Sonsuzluk sonsuzdur kim bilmez
Aydınlıktır
Dilerim mevsimi tektir
Tektir hep yaz
Ah ilkyaz
SAKSI
Elimde demin
Küçük bir saksı vardı
Boş bir saksı
Nasıl ağırmış meğer
Nasıl kolum ağrıyor
Boş
Bomboş Çiçeksiz bir saksı
25 HAZIRAN 1981
Yoktun ya burda
Burda yokken
Daha sıkı tuttum ellerini
Daha yakından baktım yüzüne
Daha iyi daha çok
Gördüm dinledim seni
Takıldım peşine sonra
Gözlerinden geçen bulutların
Yere düşmüş bir gülün
Belki senin önündeyim şimdi
GECE
Gece seni birdenbire hatırladım
Nasıl bakarsa sürüye dağdan bir canavar pencereden dışarıya öyle baktım Dışarda seni benden ayıran
hayat dışarda lodosa çevirmiş hava
eriyor günlerdir yağan kar
Bir görülmez düşmanın üzerine yürümek
ve düşüp ölmek sonra
birkaç adım atarak
DIDINE
Gücünden kattım güçlendim
Sesinden kattım seslendim
Sana seslendim
Dönüp baktılar ben bin diyeyim Oy oy dedim yanlış anlama
Durmuşsam dinleniyorum
O sokak senin bu sokak benim
Aslında yerimdeyim
Bir elde hep elimin biri
Ötekini görmüyor musun
Kimi bir adım geride kalıyorum
Kimi bir adım geride kalıyorsun Ayışığını yoluna çıkarıyorum
Yolu yok olana çıkarıyorum
Kayaların ardından çıkarıyorum
Kayaların önüne çıkarıyorum
Ateşböceklerini karanlıkta bırakıyorum
YOK YERE
Yalnızlığım kalabalık gitgide
Soğuk günler gibi çekildim kentin sokaklarından
Yoksa koruyamam bu sevinci, kılır kolum kanadım yoksa
Hani yok mu ya, hani ne derler, hani işte yok yere
Yalnızlığım yalnızlığım gitgide
Yığınları yerine koyuyorum sıradağları diziyorum ardarda
Bunu ben ister miydim oysa hiç ister miydim
Kapılarda kalmasaydım nsıl söylesem? Yarı yolda
Hani yok mu ya, hani ne derler, hani işte yok yere
Yalnızlığım kalabalık
BIR AŞK ŞARKISI
YAZMAK ISTERDIM SENIN IÇIN
Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
Unutulmasın ebediyete kadar
Sensiz geçen anılarım gibi hazin
Ve aşkımızla yüklü olsun mısralar.
Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
Sığdırsın içine bütün güzellikleri
Semanın maviliğini ve sonsuzluğunu sevgimizin
Ve bitsin "Seni Seviyorum"la cümleleri.
Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
Yalnız söleyebilelim sen ve ben
O şarkıdır ki ılık bakışlarında gözlerini
Gölgeler halinde dile gelir.
Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
VIETNAM
Vietnam için yazmadın dedi Akşit
Vietnam için şiir yazılmaz
Vietnam için döğüşülür
Vietnam için ölünür
Yapraktan kömür
Kirpikten kül
Gözlerin yandığı Vietnam
Dağ ol dağlarına katıl
Başak ol
Tüfek ol çatıl
Tuz ol ekmeğini bansın
Göreyim
Ağlamayı bilmiyor Vietnam Şiir ne ki
Gözyaşı
Çocuklar doğmadan öldürülüyor
Git Vietnam'da ana ol
SESLERIN AYAK SESI
Kırlangıçlar dönecek yakında
Açılacak onurlu kapıları
Haziran sabahlarının Ağırdan
Yer gök deniz nasıl bak Birbirine karışacak
Çiçekler başı çekecek hey Nice
Sonra çocuklar
Balonlar uçurtmalar bulutlar ellerinde
Ardından
Beyazlar kırmızılar kayıklar
Haydiii
Yeşilde mavilikte
Ayak sesleri var başka işiteceksin Bizlerin ayak sesinden Toprağın var suların var ağaçların var
Günlerin gecelerin
Sözlerin biçimlerin ayak sesleri
Ayak sesleri elele
Ayak sesleri kıyamet gibi
Işığın ayak sesi
Gölgenin ayak sesi
Seslerin ayak sesi
Çocuğum ilk ağızda bunları belle
DAR AÇI
Uzun saçlar yakışırdı sana uzun yıllar
Bir gökyüzü bitince öteki başlardı
Çevik taylar dururdu güneşte olgun başaklar
gölgelikler dururdu,
Ovalar aydınlıkta dururdu
Bulut geçti derdik bilemedin
Ya da yağmur yağacak derdik
Fesleğen saksıda güzel dururdu
Bak bu olacak şey mi kömür beni vurdu
Ayaklarım aldı başını gitti
Ellerim kaldı duvarda Kalk ne olur pencereyi aç Uzun saçlar yakışırdı sana uzun yıllar
Bir gökyüzü bitince öteki başlardı.
BEN BENI
Ben beni sarpa vurdum ben de böyleyim
Korkulu sular boyu yalçını diki
Ayın karanlığında gün ertesini
Ben seçtim denizleri kendim istedim
Gölleri sevmedim ki düz ovaları
Kişiye bir şey katmaz yürüsen baksan Denize vurmasa da gölgen bilirsin Tuza
karışacaksın maviye çalan
Kaç kapının önünde bekledim durdum
Kaç güneşten eli boş çevrildim geri
Bir ateş böceğiyim aysız gecede
Bir çağrıyım işitin geleceklerden
Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda
Boya karıyorlardı çam kabuğundan
Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda
Boya karıyorlardı göklerden sudan
Bir ateş böceğiyim aysız gecede
Muştuyum hiç olmazsa aydınlıklardan
Bizim göklerimiz de çoğalır bir gün Bir gün gelir toprağın suya aşkından
|